Cuma, 18 Temmuz 2008 22:46 Kaynak: Milliyet

Türkiye, dört bir köşesinde evlerde, modern tesislerde üretilen onlarca peynir türü ile adeta bir “peynir cenneti”… Her biri farklı lezzetler barındıran, değişik yöntemlerle hazırlanan, adına festivaller düzenlenen peynir, Türk mutfağında da önemli besin kaynakları arasında yer alıyor. İşte Türkiye’nin peynir haritası…

KONYA’NIN KÜFLÜ PEYNİRİ

Konya’da, yağı alınmış koyun sütünden üretilen ve doğal olarak küflendirilen Konya küflü peyniri, genellikle Karapınar, Ereğli, Cihanbeyli gibi koyunculuğun yoğun olduğu yerlerde üretiliyor. Küflü peynir, özellikle kırsal alanda yağı alınmış koyun sütünden üretiliyor. Yağının alınması, doğal küflenmeye yol açtığı için aflatoksin oluşmasını önlüyor.

BERENDİ VE DİVLE TULUM PEYNİRİ

Ereğli ilçesi ile Karaman’ın Ayrancı ilçesi ve çevresinde üretilen Berendi ve Divle tulum peynirinin de pazar payı oldukça geniş. Berendi tulum peyniri pastorize inek sütü kullanılarak modern tesislerde üretiliyor. Divle tulum peyniri ise tümüyle geleneksel usullerle, kuzulamaların gerçekleştiği, mayıs ayı ile haziranın ortasına kadar olan sütün bol olduğu dönemde koyunlardan sağılan süt biriktirilerek yapılıyor. Ayrancı’ya bağlı Divle köyünde vatandaşlar, sağdıkları sütleri her gün bir kişinin evinde imece usulüyle birleştiriyor, ürettikleri peyniri mağaralarda saklıyor.

KAYSERİ’NİN ÇÖMLEK PEYNİRİ

Çömlek peyniri, taze koyun veya inek peynirinin süzülüp daha sonra çömleklere basılmasıyla üretiliyor. Kalıplar halindeki taze peynir, önce bez torbalara konulup üzerine taş parçalarıyla baskı yapılarak içerisindeki peynir suyunun dışarı akması sağlanıyor. “Baskı” adı verilen bu işlem 2 gün sürüyor. Suyunu kaybeden taze peynir, daha sora elde ufalanıp bir bez üzerine serilerek tuzlanıyor. Ufalanan peynirin içerisine bir miktar çörek otu katılıyor. Tuzlanıp bir gün bekletilen peynir çömleklere basılıyor. Üzerleri donmuş yağ ile kaplanan çömlekler daha sonra kayadan oyma mağaralarda veya evlerin zemin katında hazırlanan nemli kumlara gömülerek olgunlaşmaya bırakılıyor. Yaklaşık 3 ay sonra peynir tüketilmeye hazır hale geliyor.

ERZİNCAN TULUM PEYNİRİ

Erzincan’da birkaç yıl öncesine kadar evlerde, son yıllarda ise modern tesislerde üretilen tulum peyniri, ülkede en çok tüketilen peynir türleri arasında. Koyun sütünün ısıtılıp mayalandıktan sonra oluşan pıhtısı, bez torbada sudan ayrışması için 3 gün bekletiliyor. Daha sonra pıhtı parçalanarak yüzde 3 oranında tuz ile karıştırılıp 18 saat havayla temasa bırakılıyor. Peynirde istenen aromanın oluşması için bu işlem birkaç kez tekrarlanıyor ve hava almayacak şekilde bir tulum ya da bidonda 120 gün bekletilerek tüketime hazır hale getiriliyor. Tulum peyniri, başta Erzincan olmak üzere Türkiye’nin hemen her yerinde marketlerde ve şarküterilerde satışı yapılıyor.

KARS GRAVYERİ

Mandıralarda üretimi yapılan peynirin hayvansal protein oranı yüzde 32 seviyelerinde.İlde yaygın olarak tüketilen gravyer, son yıllarda büyük şehirlerde de ilgi görmeye başladı. Özellikle yabancı turistlere ev sahipliği yapan otellerden Kars gravyerine yoğun talep geliyor. Gravyerin gelecek yıllarda çok daha fazla ilgi görmesi bekleniyor. İyi bir Kars gravyerinin sert kabuklu, kiraz büyüklüğünde gözenekleri, kesildiğinde renginin koyu sarı olması ve yenildiğinde genzi yakacak düzeyde bir tadı bulunması gerekiyor. Tamamen organik olan bu peynirin kilogramı, Kars’ta 25-30 YTL arasında satılıyor.

KARIN KAYMAĞI PEYNİRİ

Kars’ta yapılan bir diğer önemli peynir türü ise daha çok Sarıkamış ilçesinde ev koşullarında üretilen “karın kaymağı” peyniri. 24-34 derecede mayalanan inek sütü, pıhtı haline gelmesinin ardından bez torbalarda baskıya alınarak suyu süzülmeye bırakılıyor. Yaklaşık 18 saat süren bu işlemin ardından açılan torba içerisine yüzde 3 oranında tuz ilave edilerek pıhtı ufalanıyor ve belli bir oranda krema veya tereyağı katılıp yoğruluyor. Daha sonra temizlenmiş ve kurutulmuş hayvan işkembesi içerisine konuluyor. Ağzı sıkıca kapatılarak ve düz bir yerde bırakılarak 120 kilogramlık baskı uygulanıyor. Baskı işlemi 3 gün devam ediyor ve sonra iplere asılarak serin odalarda 3 ay gibi bir süre olgunlaşmaya bırakılıyor. Ardından peynir tüketilmeye hazır hale geliyor.

VARTO KEÇİ PEYNİRİ

Keçi sütü, güneş sıcaklığında belli oranda ısıtıldıktan sonra maya ilave edilerek pıhtı halini alıyor ve oluşan bu pıhtı, hafifçe parçalanıp gözenekleri iri olmayan keten tarzı bez torbalarda bir süre bekletiliyor. Torbada en az 12 saat asılı bekletilerek suyu süzülen pıhtı, daha sonra keçi peyniri halini alıyor.

İKİZDERE TULUM PEYNİRİ

Ardahan’da üretilen İkizdere tulum peyniri, Erzincan tulum peyniri ile aynı pastörize işlemler uygulanarak elde ediliyor. Ancak Erzincan tulum peyniri koyun, İkizdere tulum peyniri inek sütünden yapılıyor.Evlerde ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ürettiği peynir, pazarlarda nadiren görülüyor.

ARDAHAN KÜFLÜ PEYNİRİ

Yine Ardahan’da üretilen küflü peynir, yağsız inek sütünden yapılıyor. Peynir, bölgede genellikle evlerde üretiliyor. İhtiyaç fazlası ürün, satışa sunuluyor. Genellikle aynı bölgede tüketiliyor.

ERZURUM’UN CİVİL PEYNİRİ

Erzurum’a özgü civil peynir, yağsız inek ya da koyun sütünden yapılıyor.Yayıklanarak yağı alınan ve tencerede mayalanan süt, pıhtı halini alana kadar ateş üzerinde sürekli karıştırılıyor. Oluşan pıhtı, başka bir kaba alınarak tuz ilave ediliyor. Peynir kütlesi daha sonra bir kola sarılarak tel şeklini alıyor. Salamura suyu içerisinde muhafaza edilebildiği gibi, bolca tuzlanarak taze olarak da saklanabiliyor. Civil peynir, başta Erzurum olmak üzere Ankara ve İstanbul’da da değişik marketlerde satışa sunuluyor. Yağsız olması nedeniyle, özellikle diyet uygulayanlar tarafından tercih ediliyor.

BİNGÖL SALAMURA PEYNİRİ

Bingöl’de çiğ koyun sütünden yapılan salamura peynir, yaylalarda, ev koşullarında aile işletmeleri tarafından üretiliyor.Ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde ürettiği salamura peyniri, koyun sütünün pişirilmeden güneş sıcaklığında mayalanarak pıhtı halini almasıyla elde ediliyor. Pıhtı, keten bez parçalarda 1-2 gün suyunun süzülmesi için baskıya alınıyor ve daha sonra küçük parçalar halinde salamura suyuna konularak tüketime hazır hale getiriliyor.

KÜP PEYNİR

Sivas ve ilçelerinde yoğun olarak küp peyniri üretimi yapılıyor. Genellikle bahar aylarında yapımına başlanan küp peyniri, inek sütünden taze peynir olarak yapılıyor. Suyu alındıktan sonra toprak küplere veya plastik bidonlar içerisine dilimlenerek yerleştirilen peynir, bol tuzlanıp, sıkıştırılıyor. Peynirin ağız kısmına bez bir örtü konduktan sonra küp veya bidonun kapağı kapatılıyor. Ters olarak çevrilen küp veya bidonun ağız kısmı aşağı gelecek şekilde evlerin serin olan genellikle bodrum kısımlarında yarıya kadar toprağa gömülüyor. Yaklaşık 3 ay bekletilen peynirin bu süre içerisinde suyu süzülüyor, rengi, kokusu ve tadı değişiyor.

TOKAT’TA KIŞLIK SALAMURA PEYNİR

Keçi, koyun ve inek sütünden mayıs-ağustos ayları arasında yapılan peynir, çiğ sütten mayalanarak üretiliyor. Peynirler daha sonra kalın tuzla tuzlanıp, küp ve bidonlara basılıyor. Bu peynir, 3 ay sonra tuzdan ayıklanarak tüketilmeye başlanıyor.

TRABZON’UN “TELLİ PEYNİRİ”

Doğu Karadeniz yaylalarında beslenen ineklerden elde edilen sütlerin ana maddesini oluşturduğu “telli peynir”, kaşar peynirine benzeyen, sarımtırak renkli, lif lif ayrılabilen, ısıtıldığında uzayan, az tuzlu peynir olarak nitelendiriliyor. Peynir üreticisi Ali Kemal Bıyıklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “telli peynir” üretiminin geleneksel olarak Trabzon ve ilçelerindeki köylerde kadınlar tarafından yapıldığını, son yıllarda da süt fabrikalarında “telli peynir” üretimi gerçekleştirildiğini söyledi.

EDİRNE’NİN BEYAZ PEYNİRİ

Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescil edilen Edirne peyniri, Anadolu’nun her yanından rağbet gören bir lezzet olarak öne çıkıyor. Edirne’nin değişik türdeki otlarıyla doğal beslenen inek, keçi ve koyunların sütünden lezzetini alan Edirne peynirinin imalat aşamasındaki lezzetine lezzet katan diğer unsurlar da tuz ve maya. Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin oluşturduğu deltada yetişen bitki örtüsünün süte kattığı lezzet, peynire de yansıyor.Edirne beyaz peynirinin, yapımında kullanılacak sütün en çok 30 dakika içinde mayalanıp peynir haline getirilmesi, olgunlaştırma sürecini tamamlayan peynirin, havayla ilk temasından itibaren (teneke açıldıktan sonra) 3 ay içinde tüketilmesi gerekiyor.Edirne ve Trakya’ya özgü peynir, tam yağlı ve doğal olması özelliği ile tanınıyor. Edirne beyaz peyniri ağızda kayganlık hissiyle ve ekşimsi tadıyla diğer peynirlerden ayırt edici özelliğe sahip.

AHBAZ VE ÇERKEZ PEYNİRİ

Sakarya’da yöresel olarak üretilen peynir türleri arasında Abhaz ve Çerkez peyniri öne çıkıyor. Ahhaz peynirinde, 8 litre sütten yaklaşık 2 kilogram peynir elde ediliyor. Süt, peynir mayasıyla birlikte 2 saat bekletiliyor. Maya tuttuktan sonra ortaya çıkan peynir elle bir araya toplanıyor. Bir sahanda sıkıştırılıyor ve bir gün bekletiliyor. Kaynayan suda dilimler halinde karıştırılan peynire istenilen şekil (örgü, tekerlek) verilebiliyor. Çerkez peyniri ise Abhaz peynirine göre daha yumuşak. 10 litre sütten yaklaşık 2 kilograma yakın peynir üretilebiliyor.

“OTLU PEYNİR, HAZMI KOLAYLAŞTIRIYOR

Hazmı kolaylaştırıcı özelliğe sahip olan Van’ın otlu peyniri, bu nedenle sadece kahvaltıda değil, yemeklerden sonra da tüketiliyor. Genellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde, 25 çeşit bitki kullanılarak yapılan otlu peynirin, sofralarda farklı bir yeri bulunuyor. Otlu peynirde çoğunlukla sirmo (yabani sarımsak), mendo, helis, siyabo, nane ve kekik gibi yabani otlar kullanılıyor. İlkbaharda dağlardan toplanan bitkiler, bir süre salamurada bekletildikten sonra peynire katılıyor. Otlardaki çeşitli mineraller hazımsızlık sorununu ortadan kaldırıyor.

ÇANAK PEYNİRİ

Yozgat’ta temmuz ve ağustos aylarında elde edilen sütle hazırlanan ve çanaklarda toprağa gömülen çanak peyniri, sonbahar aylarında topraktan çıkarılıyor ve kış mevsiminde tüketiliyor. Yozgat Belediyesi, yöreye özgü bu peyniri tescillemek için Türk Patent Enstitüsüne başvuruda bulundu.

AYDIN’IN TULUM PEYNİRİ

Aydın’da inek ve koyun sütlerinin karışımından üretilerek keçi derisine basılan tulum peyniri, lezzetiyle beğeni topluyor. Bölgedeki üreticiler, peynirin asıl lezzetinin keçi derisine basılmasından kaynaklandığını ifade ediyor.Keçi derisine basılan peynir, derinin şeklini alıyor. Bu haliyle peynirin yaklaşık bir yıl depolanarak acı suyunu dışarıya atması bekleniyor.

MALATYA PEYNİRİ

Genellikle köylerde üretilen Malatya peyniri, çiğ sütün yağı ve kuru maddesi çekilmeden, peynir mayasıyla mayalanması ile üretiliyor. Mayalanan peynir kesildikten sonra suyu alınıyor ve üzerine ağırlık konulan iki tahta arasında sıkıştırılıyor. Peynir, kaynatıldıktan sonra salamuraya bırakılıyor.

İZMİR’İN YÖRESEL PEYNİRLERİ

Farklı kültürlerinin bir araya geldiği İzmir ve ilçelerinde, bu medeniyetler buluşması kendisini yöresel peynir çeşitlerinde de gösteriyor. En fazla tanınan İzmir tulumu, halen İzmir’in yanında Ödemiş, Menemen, Tire ve diğer ilçelerdeki mandıralarda yapılıyor. Süt pastörize edildikten sonra mayalama sıcaklığına kadar soğutuluyor. Daha sonra “pıhtı kırımı” yapılıyor ve baskı tenekelerinde bekletiliyor. İzmir tulum peynirinde kullanılan salamura ise peynir altı suyundan elde ediliyor. Kesilen ve süzülen telemenin konulduğu teneke ya da deri, salamura ilave edilerek hava almayacak şekilde kapatılıyor.Tulum peyniri için kullanılan deriyse 1,5 yıl öncesinden hazır hale getiriliyor. Özel keçi derisi tuzlanarak 3-4 ay tuzlama süresi sonrası 8 ay kadar bekletiliyor. Hazırlanan teleme, tulumun içine çaprazlama yerleştirilerek boş kalan bölümler lor ile kapatılarak tulumun ağzı kendir ipiyle bağlanıyor. Tulum peyniri, tadını kazanması için 18-20 ay kadar soğuk havada bekletiliyor.

SEFERİHİSAR’IN ARMOLASI

Bölgeye özgü, diğer peynir türlerine benzemeyen peynir çeşitleri arasında yer alan armola peyniri, Seferihisar ilçesindeki bir kaç mandıra ve evlerde yapılıyor. Eskiden tulum içinde yapılan peynirin şu anda endüstriyel olarak tulum üretimi gerçekleşmiyor. Armola peyniri, keçi sütünden yapılan süzme yoğurt, keçi sütü loru ve beyaz peynirin karışımıyla ortaya çıkıyor. Armola, hafif bir peynir olması ve istendiğinde domates salatasına sos olarak kullanılabilme özelliği nedeniyle çok tercih ediliyor. Keçi sütünden yapılması ve peynir-yoğurt karışımı olması nedeniyle farklı bir lezzeti var. Genelde ekmeğe sürülerek üzerine zeytinyağı, kırmızı biber, sarımsak ilave edilerek yeniliyor.

EGE’NİN ORTAK MİRASI: KOPANİSTİ PEYNİRİ

İzmir’in Karaburun Yarımadası’nı çevreleyen ilçe ve beldelerinde yapılan kopanisti peyniri de özgün yapım şekli, tadı ve tüketim şekliyle ilginç özellikler barındırıyor. Karaburun başta olmak üzere Çeşme, Dikili ve Foça’da sadece evlerde üretilen kopanisti peyniri, keçi sütü veya keçi-koyun sütü karışımının yaklaşık bir ay her gün yoğrulmasıyla yapılıyor. Yapımı süresince oda sıcaklığında bırakılan lordaki acımsı tat, kimi bölgelerde bu peynirin “acı peynir” olarak adlandırılmasına neden oluyor. Kendine has kokusu ve tadı bulunan peynir, bölgede kahvaltının yanında içki mezesi ve börek içi olarak da değerlendiriliyor.

TİRE’NİN ÇAMUR PEYNİRİ

İzmir’in yöresel tatları arasında Tire ve Ödemiş ilçesinde bilinen peynirlerden biri de çamur peyniri. Keçi veya keçi-koyun sütü karışımından yapılan yağlı tulum lorunun, peynir altı suyu ile karıştırılmasıyla elde edilen çamur peyniri, krem peynir kıvamında olması nedeniyle genelde ekmeğe sürülerek zeytinyağıyla birlikte tüketiliyor. Çamur peyniri ayrıca salatalar için sos olarak da değerlendiriliyor. Bu peynir çeşidi lor üretiminin yoğun olduğu bölgelerde mandıralar tarafından üretilerek semt pazarları ve marketlerde satılıyor.

EZİNE PEYNİRİ

Türkiye’nin en lezzetli beyaz peynirleri arasında yer alan, adı Çanakkale ile özdeşleşen “Ezine peyniri”nin en önemli özelliği, üretimde kullanılan sütün belirli bir bölgeden sağlanması. Ezine Mandıracıları Koruma ve Yaşatma Derneğinin (EPD) başvurusu sonucunda, Ezine peynirine 2006 yılında Türk Patent Enstitüsünce, coğrafi işaret tescil belgesi verildi.Ezine peynirinin yapımında, Kaz Dağları’nın kuzey ve batı kesimlerindeki Ezine, Bayramiç ve Ayvacık ilçelerinin doğal bitki örtüsü ve su kaynaklarıyla beslenen koyun, keçi ve ineklerden elde edilen sütler kullanılıyor. Mevsime göre yüzde 40 oranında keçi sütü, yüzde 45-55 oranında koyun sütü ve yüzde 15 oranında inek sütü karıştırılarak hazırlanıyor. Ezine peynirinin üretimi, mart ayından ağustos ayına kadar sürüyor.

MANYAS PEYNİRİ

Türkiye’nin süt ve süt ürünleri üretiminde lokomotif iller arasında sayılan Balıkesir’de yapılan ünlü Manyas peyniri, hiçbir katkı maddesi ilave edilmeden, inek ve koyun sütü karıştırılarak üretiliyor.Türk ve dünya mutfaklarının vazgeçilmezleri arasında yer alan en az 200 yıllık Manyas peyniri, protein zenginliği nedeniyle bölge halkının yanı sıra ülkenin iş, siyaset, sanat ve spor dünyasının önde gelen isimleri tarafından da tercih ediliyor. Dünyanın en ünlü peyniri olarak gösterilen Fransız “rokfor peynirine” rakip olduğu ve yüzde 100 doğal olarak üretildiği belirtilen Manyas peynirinin tezgahlara çıkış süreci 6 aylık bir zamanı kapsıyor. Ağızda dağılmayan Manyas peyniri, ekmek gibi yenilebildiği için uzun süre tok tutma özelliğine ve protein zenginliğine sahip.

ANTEP PEYNİRİ

Gaziantep’teki soğuk hava depolarında kışın tüketilmek üzere tonlarca Antep peyniri saklanıyor.İnek, keçi ya da koyun sütünden yağlı, yarım yağlı ya da yağsız olarak üretilen Antep peyniri, bulgur, salça ve dolmalıklarla birlikte ailelerin kış hazırlıkları kapsamında temin ettiği temel gıda ürünleri arasında yer alıyor.

“ÇİĞ KESİK” PEYNİRİ

Samsun’da, daha çok Alaçam ve çevresindeki yaylalarda yetişen koyunların sütünden çiğ olarak yapılan ve “çiğ kesik” olarak bilinen peynirler için birçok ilden özel siparişler alınıyor.İlçe merkezinden yaklaşık 950 metre rakımda bulunan Yukarıkoçlu köyü yaylasında beslenen koyunların sütünden yapılan çiğ kesik peynirlerin kendine özgü yapılış tarzı ve tadı bulunuyor. Çiğ kesik peynirinin lezzeti, yaylalarda, başta kekik olmak üzere birçok türde otla beslenen koyunlardan elde edilen sütten geliyor. Çiğ kesik peyniri için yurt içi ve yurt dışından siparişler geldiği belirtiliyor.

TORBA VE KÜP ÇÖKELEK

Ordu’da torba peyniri ve küp çökelek yöresel peynirlerin başında geliyor. Çökelek peyniri daha çok kırsal kesimde üretiliyor. Isıtılan yayık ayranına bir miktar yoğurt ilave ediliyor ve torbalara doldurularak katı hale gelmesi için ağırlık altında yaklaşık bir hafta bekletilerek oluşturuluyor. Çökelek peyniri genellikle pazarlarda satılıyor.

AMASYA’DA KÖY PEYNİRLERİ

Amasya bölgesinde geleneksel yollarla yapılan köy peynirleri, sütün kıvamına göre çeşitli adlarla satışa sunuluyor. Yaklaşık 5 kilogram sütten bir kilogram peynir üretiliyor. Yörede genellikle tel peyniri, kaşar peyniri, manda sütünden elde edilen manda peyniri ve salamura peynir üretiliyor.

CEVİZLİ KAŞAR PEYNİRİ

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, tamamen doğal kaynaklarla beslenen inek ve mandaların sütünden, cevizli kaşar peyniri üretiliyor. Kapalı bir havzada doğal ortamda beslenen inek ve mandaların sütünden elde edilen peynir, standart kaşar peynirlerden farklı olarak bir kilogramı için 9 kilogram yerine 15 kilogram süt kullanılarak yapılıyor. Endüstriyel kaşar peynirlerin 10 saat kuruduktan sonra satışa sunulmasına karşın yöreye özgü cevizli kaşar peyniri, tadının daha iyi olması için 2 gün süreyle kurutuluyor.

 1 ]

Adana hellim peyniri
Adana yörük peyniri
Adana kuru çökelek
Adana kozan peyniri
Adana tuluk çökeleği
Adana tulum peyniri
Adana ceyhan kaynatma peyniri
Antalya meme peyniri
Antalya akseki çimin peyniri
Antalya yoğurt çökeleği
Antalya gazipaşa keçi peyniri
Antalya tulum peyniri
Antalya girdev yaylası yörük peyniri
Antalya korkuteli çörekli çoban peyniri
Burdur örgü peyniri
Isparta sütçüler peyniri
Isparta tuluk peyniri
Isparta yalvaç küp peyniri
Hatay kuşbaşı peyniri
Hatay testi (carra) peyniri
Hatay ayran çökeleği
Hatay sürke
Hatay sünme peyniri
Hatay dil peyniri
Hatay künefelik beyaz peynir
Hatay zahterli çökeleği
Hatay samandağ peyniri
Kahramanmaraş parmak peyniri
Kahramanmaraş kelle peyniri
Kahramanmaraş tulum peyniri
Mersin anamur deri peyniri
Mersin köy peyniri
Mersin silifke ham çökeleği

[ 2 ]

Ağrı aladağ köy peyniri
Ardahan ikizdere tulumu
Ardahan çeçil peyniri
Ardahan çivil peyniri
Ardahan çuma peyniri
Bitlis köy peyniri
Bingöl salamura peyniri
Erzurum sünme peyniri
Erzurum tortum pişmiş peyniri
Erzurum tel peyniri
Erzurum kerti peyniri
Erzincan deri tulumu
Elazığ (şafak) şavak peyniri
Hakkâri şemdinli herki peyniri
Erzurum hınıs peyniri
Kars deve dili peyniri
Kars çakmak peyniri
Kars yağlı tuluh peyniri
Kars kaşarı
Kars kaşar örgüsü
Kars küflü çeçil peyniri
Kars taze çeçil peyniri
Kars karın kaymağı
Kars kaşar loru
Malatya karışık deri tulumu
Malatya çökeleği
Muş varto keçi peyniri
Siirt otlu peyniri
Şırnak güçlü konak peyniri
Şırnak pancarlı tulumu
Şırnak taze sarımsaklı peyniri
Tunceli taze çökeleği
Van otlu peyniri

[ 3 ]

Artvin imansız peyniri
Artvin mayalı peyniri
Artvin anzlat
Artvin şavşat sıkma peyniri
Artvin küp peynir
Artvin yümme peyniri
Artvin eridik peyniri
Artvin telli kremalı peyniri
Artvin eritme peyniri
Artvin ardanuç güllüce karışık peyniri
Amasya köy peyniri
Amasya çökeleği
Bolu kaynamış peyniri
Çorum kargı tulumu
Çorum kargı yaş peyniri
Giresun uzayan peyniri
Giresun çökeleği
Giresun tecen peyniri
Gümüşhane köy peyniri
Ordu peynirli küp çökeleği
Ordu çiğ süt çökeleği
Ordu küp çökeleği
Ordu yağlı peyniri
Ordu ünye çökeleği
Ordu kurukeş
Rize kurçi peyniri
Samsun çiğ kesik
Trabzon varil peyniri
Trabzon kebir tam yağlı peyniri
Trabzon minzi peyniri
Trabzon sürmene aho peyniri
Trabzon tonya kaşarı
Trabzon yayla peyniri
Trabzon koleta peyniri
Trabzon otlu peyniri
Trabzon sürmene çökelekli meleze peyniri
Trabzon akçabat tel peyniri
Trabzon golot peyniri
Trabzon tamyon peyniri
Tokat küp çökeleği
Tokat yağlı peyniri
Abaza peyniri
Külek peyniri

[ 4 ]

Balıkesir tulum peyniri
Balıkesir mihaliç kelle peyniri
Balıkesir sepet mihaliç peyniri
Balıkesir ayvalık kirli hanım loru
Balıkesir manyas peyniri
Balıkesir ayvalık ivrindi kelle peyniri
Balıkesir ayvalık cunda sepet peyniri
Balıkesir edremit sepet peyniri
Balıkesir susurluk örgü peyniri
Balıkesir tam yağlı peyniri
Balıkesir ayvalık tulumu
Bursa dil peyniri
Bursa diyet peyniri
Çanakkale keçi peyniri
Çanakkale ağuz peyniri
Çanakkale ezine koyun peyniri
Edirne tipi beyaz peyniri
İzmit gölcük teneke peyniri
Kırklareli yumuşak peyniri
Kocaeli keçi peyniri
Sakarya füme peyniri
Trakya yağlı koyun peyniri
Trakya otlu peyniri
Trakya lüks kaşarı
Tekirdağ loru

[ 5 ]

Ankara kızılcahamam çömlek peyniri
Ankara gölbaşı tulumu
Aksaray peyniri
Çankırı küpecik peyniri
Çankırı kesmük peyniri
Konya küflü tulum peyniri
Konya cihanbeyli küflü tulum peyniri
Konya ereğli bez tulumu
Konya selçuklu tulumu
Konya örgü peyniri
Konya davar peyniri
Kayseri küp peyniri
Kayseri çerkez peyniri
Kırşehir çörekotlu peyniri
Kırşehir çömlek peyniri
Nevşehir çömlek peyniri
Niğde küp peyniri
Sivas koyulhisar küp peyniri
Yozgat çanak peyniri
Yozgat salamura beyaz peynirli ve biberli çökeleği

http://www.dilimiz.com/forum/viewtopic.php?t=2294&sid=de25e4a926d107d6379b1ff92a46aa92

http://cokaciz.azbuz.com/blog/yazi/oku/5000000008574877/Ulkemizdeki-Peynir-cesitleri

 
 
Ülkelerin gelenek, göreneklerine göre peynir çeşidi değişiyor ve artıyor.Ülkemizde her yörenin kendine göre peynir çeşidi çok ama bunlardan kaçını bilebiliyoruz. Bunları artık piyaslarda bol miktarda görmek istiyoruz.

Çayın yanında simitle katık yaptığımız.sıcacık ekmeğimize sürüp afiyetle mideye indirdiğimiz her çeşidiyle soframızın olmazsa olmazlarındandı r.Sütten yapıldığı için besin değeri yüksek, Yeryüzündeki en lezzetli yiyeceklerden biri olan peynir sütün çeşitli işlemlerden geçirilmiş ya da başka bir deyişle “sütün uyutulmuş” halinden elde edilerek bizlere sunulan bir nimettir. Özellikle kahvaltı sofralarının baş tacı, peynir’i evde yapabilirmiyiz?

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Ağrı Aladağ Köy Peyniri
Ardahan İkizdere Tulumu, Çeçil Peyniri, Çivil Peyniri,Çuma Peyniri
Bitlis Köy Peyniri
Bingöl Salamura Peyniri
Erzurum Sünme Peyniri,Tortum Pişmiş Peyniri, Tel Peyniri, Kerti Peyniri,(Hınıs) Peyniri
Erzincan Deri Tulumu
Elazığ Şavak (Şafak) Peyniri
Hakkâri Şemdinli Herki Peyniri
Kars Gravyer Peyniri, Deve Dili Peyniri,Çakmak Peyniri,Yağlı Tuluh Peyniri,Kars Kaşarı, Kaşar Örgüsü, Küflü Çeçil Peyniri, Taze Çeçil Peyniri, Karın Kaymağı,Kaşar Loru
Malatya Karışık Deri Tulumu, Çökeleği
Muş Varto Keçi Peyniri
Siirt Otlu Peyniri
Şırnak Güçlü Konak Peyniri,Pancarlı Tulumu, Taze Sarımsaklı Peyniri
Tunceli Taze Çökeleği
Van Otlu Peyniri
*
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Adıyaman Sıkma Peyniri,Basma Peyniri, Pazarcık Köy Peyniri
Batman Kozluk Kok Peyniri
Diyarbakır Otlu Erdiş Peyniri,Örgü Peyniri,Ergani Salamura Peyniri, Eritme Peyniri
Gaziantep Tulum Peyniri, Sıkma Peyniri, Örgü Peyniri
Urfa Topak Peyniri,Kuzubaşı Peyniri
Mardin Tecen Peyniri
*
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
Ankara Kızılcahamam Çömlek Peyniri
Ankara Gölbaşı Tulumu,Aksaray Peyniri
Çankırı Küpecik Peyniri, Kesmük Peyniri
Konya Küflü Tulum Peyniri,Cihanbeyli Küflü Tulum Peyniri, Ereğli Bez Tulumu, Selçuklu Tulumu, Örgü Peyniri, Davar Peyniri
Kayseri Küp Peyniri, Çerkez Peyniri
Kırşehir Çörekotlu Peyniri, Çömlek Peyniri
Nevşehir Çömlek Peyniri
Niğde Küp Peyniri
Sivas Koyulhisar Küp Peyniri
Yozgat Çanak Peynir,Salamura Beyaz Peynirli ve Biberli Çökeleği
*
AKDENİZ BÖLGESİ
Adana Hellim Peyniri, Yörük Peyniri,Kuru Çökelek,Kozan Peyniri, Tuluk Çökeleği, Tulum Peyniri,Ceyhan Kaynatma Peyniri
Antalya Meme Peyniri, Akseki Çimin Peyniri,Yoğurt Çökeleği, Gazipaşa Keçi Peyniri,Tulum Peyniri,Girdev Yaylası Yörük Peyniri
Antalya Korkuteli Çörekli Çoban Peyniri
Burdur Örgü Peyniri
Isparta Sütçüler Peyniri, Tuluk Peyniri, Yalvaç Küp Peyniri
Hatay Kuşbaşı Peyniri, Testi (Carra) Peyniri, Ayran Çökeleği, Sürke, Sünme Peyniri, Dil Peyniri,Künefelik Beyaz Peynir, Zahterli Çökeleği, Samandağ Peyniri
Kahramanmaraş Parmak Peyniri, Kelle Peyniri,Tulum Peyniri
Mersin Anamur Deri Peyniri, Peyniri, Silifke Ham Çökeleği
*
EGE BÖLGESİ
Aydın Çörekotlu Peynir,Aydın Tulum Peyniri, Cıvık Peyniri,Toz Peyniri,Çiğ Kesik,Didim Çökeleği,Didim Çoban Peyniri,
Afyon Dinar Peyniri,Tulum Peyniri
Denizli Derecik Peyniri
İzmir Kalsiyumlu Beyaz Peyniri, Ödemiş Teneke Tulumu,İzmir Fesleğen, Bergama Salamuralı Deri Tulumu
İzmir Biberli Çökeleği, Tuzlu Lor, Ödemiş Yağlı Peyniri,Koponesti Peyniri,Sepet Peyniri,İzmir Sepet Loru,İzmir Tulum Peyniri
Muğla Fethiye Geyve Yörük Peyniri
Manisa Koyun Peyniri
Uşak Koyun Peyniri
*
KARADENİZ BÖLGESİ
Artvin İmansız Peyniri, Mayalı Peyniri, Anzlat,Şavşat Sıkma Peyniri, Küp Peynir, Yümme Peyniri, Eridik Peyniri, Telli Kremalı Peyniri, Eritme Peyniri, Ardanuç Güllüce Karışık Peyniri
Amasya Köy Peyniri Çökeleği
Bolu Kaynamış Peyniri
Çorum Kargı Tulumu,Kargı Yaş Peyniri
Giresun Uzayan Peyniri, Çökeleği, Tecen Peyniri
Gümüşhane Köy Peyniri
Ordu Peynirli Küp Çökeleği, Çiğ Süt Çökeleği, Küp Çökeleği, Yağlı Peyniri, Ünye Çökeleği, Kurukeş
Rize Kurçi Peyniri
Samsun Çiğ Kesik
Trabzon Varil Peyniri, Kebir Tam Yağlı Peyniri, Minzi Peyniri, Sürmene Aho Peyniri, Tonya Kaşarı, Yayla Peyniri, Koleta Peyniri, Otlu Peyniri, Sürmene Çökelekli Meleze Peyniri,Akçabat Tel Peyniri, Golot Peyniri, Tamyon Peyniri
Tokat Küp Çökeleği, Yağlı Peyniri
Abaza Peyniri
Külek Peyniri
*
MARMARA BÖLGESİ
Balıkesir Tulum Peyniri,Mihaliç Kelle Peyniri,Sepet Mihaliç Peyniri,Ayvalı k Kirli Hanım Loru, Manyas Peyniri, Ayvalık İvrindi Kelle Peyniri, Ayvalık Cunda Sepet Peyniri, Edremit Sepet Peyniri, Susurluk Örgü Peyniri, Tam Yağlı Peyniri
Ayvalık ,Pastörize Tulumu
Bursa Dil Peyniri, Diyet Peyniri
Çanakkale Keçi Peyniri,Ağuz Peyniri, Ezine Koyun Peyniri
Edirne Tipi Beyaz Peyniri,
Kocaeli Keçi Peyniri,İzmit Gölcük Teneke Peyniri,
Kırklareli Yumuşak Peyniri
Sakarya Füme Peyniri
Trakya Yağlı Koyun Peyniri, Otlu Peyniri,Trakya Lüks Kaşarı
Tekirdağ Lor
 


 Afiyet Olsun..

 
 
Kategori: Gezi-Turizm > Bölgeler
              Sağlık > Sağlıklı Beslenme ve Diyet
 
Ahmet ÖRS

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/12/19/cp/gur101-20051203-101.html

   

Bu hafta konuğum Türk peynirlerini ilk kez kapsamlı bir kitapta toplayan öğretim üyesi, gazeteci, yazar Artun Ünsal. Onunla peynir tadıp Anadolu peynirleri üzerine sohbet ettik.

- Süt ve peynir, zeytin ve zeytinyağı, ekmek; Anadolu’nun bütün kutsal ürünlerini kitaplara dökmüş, bunlar için binlerce kilometre yol kat etmiş gerçek bir lezzet emekçisi, gazeteci, üniversite öğretim üyesi. Bir de benim ilkokuldan sınıf arkadaşım, Artun Ünsal… Bugün seninle bütün bu uzmanlık konuların içinde peynirlerimizi konuşacak, bir yandan da onları tadacağız.
- Lezzet ve kültür emekçisi desek..

- Haklısın. Kültür olmaksızın, insan sadece zevklerin peşinden koşan biri olur. Kültürle birleşmeyen lezzet hiçbir şeye yaramaz. Tarih içinde yiyecek kültürümüze baktığımızda hemen bütün temel ürünler Anadolu’dan yayılmış. Dolayısıyla büyük olasılıkla peynirin de anavatanı Anadolu olsa gerek diye düşünüyorum.
- Anadolu sözcüğü biraz muğlak; ön Asya desek, daha doğru olur. Buzul çağı Ön Asya’da Avrupa’ya nazaran 1000-1500 yıl önce sonuçlandı. Otlaklar ortaya çıktı, hayvancılık, tarım daha kolaylaştı. Bugün kullandığımız ana besin maddelerinden çoğu burada yetişti. Buğdayın anavatanı Anadolu’yu da içine alan, Altın Hilal dediğimiz, Maraş’ın üstünden aşağı Mezopotamya’ya inen bölge. Dünyanın en şanslı bölgesi Avrasya ve çok özel konumu sayesinde de Anadolu.

- Anadolu peynirleri dünya peynirleri ile kıyaslandığında ne konumda?
- Türkiye’nin gezmediğim yeri yok; yedi bölgesine de gittim. Sırf peynir için. Sonra aynı yerlere zeytin ve ekmek için de gittiğimde bilmediğim peynirleri de tanıdım. Bugün Fransız ‘350-400 çeşit peynirim var’ der; isimlerini sayar. Tekniklerine göre, kabaca dünyada sekiz çeşit peynirden söz edilir. Bunlardan altı çeşidi Türkiye’de de var. Bizde olmayan, peynirlere olgunlaşma döneminde küf eklenmesi. Mesela Camembert peyniri kaplara alındıktan sonra üzerine küf mantarları serpilir. Ya da Rokfor peyniri mağaralarda olgunlaşırken içine ve üzerine Rokfort küfü ilave edilir. Bizde de küflü peynirler var ama bunların küfü içlerinde kendiliğinden oluşuyor. Küften veya belli bir sıcaklığa gelen peynirler yani bizde bu iki teknik yok.

- Hangi hayvanın sütü peynir için daha uygun?
- Her bölgenin hayvanlarının kendine özgü sütü var. Ayrı ayrı koyun, keçi, inek sütlerinin her birinden de olabilir, bunların karışımından da yapılabilir. Kimi bölgelerin hayvanları daha değişik otlar yiyecek, onların sütü değişik kokular alacak, bunlar farklı biçimde peynire de yansıyacaktır. Her yerin peynirinde farklar vardır. Tabii az yağlı sütten yapılan peynirle tam yağlı sütten yapılanın tadı da aynı olmayacaktır. Keçi sütünden de kaşar yiyebilirsin, koyun sütünden de inek sütünden de… Hangisi en iyisi dersen, genellikle inek; ama kimine göre koyun daha lezzetli, kimine göreyse koyun kokabilir, ağır gelebilir. Beyaz peynirin en güzeli ise koyun sütünden yapılanıdır.

- Ben senin kadar Anadolu’yu gezemedim. Ama nereye gitsem, karşıma bir ‘köy peyniri’ çıkar. Genellikle her yerin köy peyniri birbirine benzer. Ortak özellikleri mis gibi süt kokmaları, çok az tuzlu olmalarıdır. Bunların çok çabuk tüketilmesi gerekir. Ne var ki bunlar benim çok beğendiğim türden peynirler değildir. Anadolu’nun en yaygın peynir çeşidi bu sanırım.
- Yapımı en kolay da ondan. Basit bir süzme biçimi uygulanır. Taşla bastırılır, ondan sonra kesip dilim dilim salamuraya atılır. Koyun sütünden de yapılabilir, keçi sütünden ya da inek sütünden de.

- Salamurada çok tutulursa tuzu fazlalaşıyor. Ama bunlar rafine peynirler değil. Mesela Avrupa’da bu tür peynirlere çok ender rastlıyorsun. Aslında seni kışkırtmak için biraz da abartıyorum. Şimdi sen ‘Öyle değil, bizim çok komplike peynirlerimiz var’ diyeceksin; onu bekliyorum.
- Şimdi şöyle düşün; Camembert denen bir Fransız peyniri var. 9. yüzyılın sonundan beri aynı şekilde, aynı standartlara göre üretiliyor. Yine Fransa’nın Normandiya bölgesinde, menşei belli, özellikleri belli bir Rokfor peynirinin bilmem kaç yüzyıllık bir geçmişi var; belli standartlar gelişmiş. Avrupa peynirinin rafine olması bu yüzden. İhtimam var.

TEMİZLİK BAŞLICA ŞART
- Peki bizim peynirlerimizde yok mu?
- Beyaz peyniri alalım. Bugün Mersin’de de beyaz peynir yapılabilir, Adana’da, Hatay’da, Edirne’de de. Ve Ezine’de de yapılabilir. Her birinin lezzeti farklıdır. Devam ediyorum. Kayseri’de, Erzurum’da da yapılabilir. Üstelik Erzurum’un beyaz peyniri laf aramızda çok da güzeldir. Ama beyaz peynirin menşei yok bizde. Ezine beyaz peyniri son yıllarda bir patlama yaptı. Edirne beyaz peynirini gölgede bıraktı. Bugün Edirne’de beyaz peynir yeterince yok. Çünkü koyun azaldı. Edirne civarında daha çok büyükbaş hayvancılık ağır basıyor. Halbuki Ezine bölgesinde koyun çok. Hijyen konusunda da bir tutarsızlık var. Peynirin kalitesi sütün temizliğinden, saflığından, ısıtılma düzeyinden başlıyor. Peynir yapılan ortamın temizliği, kapların temizliği… Gerçi Anadolu’nun bazı köylerinde Avrupa standartlarına uyan tesisler de var. Ama bunlar henüz yeni yeni emekliyorlar. Yıllar yılı yoğurtçulukta olsun, peynircilikte sütçülükte olsun, menşei belirsiz, açık ürünler satın aldık.

- Ben tüketiciyim; peynirciye gidip ‘Peynir nasıl?’ diye soruyorum. ‘İyi beyaz peynirim var, tattırayım abi’ diyor, tattırıyor. Beğenirsem alıyorum. Bir beğendiğimi bir daha bulamıyorum. Beyaz peynir var, beyaz peynir var. Söylediğin gibi, Edirne’den Erzurum’a kadar her yerde beyaz peynir yapılıyor. Hepsi beyaz peynir ama hepsi farklı.
- Aynı koyun, aynı inek değil. Holştayn ineğinin sütünden yaptığın başka, kara mal dedikleri kısa boylu alçak küçük hayvanlarımızın sütünden yapılanı başka. Sütleri aynı değil; sütün içindeki kuru maddeleri aynı değil. Biliyorsun ineklerin sütü daha sulu olur ama bizim ineklerin sütü Avrupa hayvanlarınınkinden daha az. Avrupa’nın en güzel hayvanlarını getiriyorsun, bunlar orada 30-40 kilo süt verirken Türkiye’de yirmi kilo veriyor. Niye acaba? İklimimiz mi çok kötü? Hayır; ahırın temizliğinden tut, hayvanın memelerinin temizliğinden, hayvanın mutluluğuna kadar. Demek istediğim, sade cinse bağlı bir şey değil. Avrupalı bu işi çok ciddi görmüş; bizde ise sadece kır düzeyinde, aile düzeyinde yapılıyor.

HAKSIZ REKABET
- Ben tüketiciyim, hangisinin peşine düşeceğim? Bunun bir standardı var mıdır? En iyi peynirin fiyatı belirlenmiş midir? En iyi peynir diyelim Ezine peyniri; en iyi peynir diye tescil edilmişse, Ezine peynirinin fiyatı öbürlerinden daha mı pahalıdır? Yoksa hasbelkader bütün peynirler beyaz peynir altında haksız bir rekabet içinde mi piyasaya yayılırlar? İyi peynir fiyatına kötü peynir de satılır mı?
- Bir pazar yerine gidersiniz, adam çıkarır ‘Bak tenekede Ezine yazıyor der’ ama içine istediğini koymasına engel yoktur. Şimdi süper marketlerde satılanların üzerinde menşe şahadetnamesi olarak üretici firmanın adresi, yeri, hatta içeriğini, yani yağlı maddesi, nem oranı, kuru maddesi vs gibi ayrıntılar yazılıyor. Bunda bir güvencen var ama büyük yirmi kiloluk tenekelerde güvencen yok. Sen gider, bir mandırada kendi markan ile üretim yaptırabilirsin. Türkiye’de gıdada hileyi önleyici mekanizmalar çeşitli nedenlerle yeterince çalıştırılmıyor. Bir de halkın ucuz mal istemesi var. Ama ucuzda hile vardır diye düşünen yok. Mesela orada burada bazen kaşarpeyniri fiyatlarıyla karşılaşıyorum; imkanı yok, sütünü kurtarmaz. ‘Bunun içinde acaba ne var’ diye soruluyor mu, denetimi yapılıyor mu, bilemem.

- Başka peynirlerde de durum farklı değil.
- Gelelim otlu peynire. Lütfen büyük işletme de olsan, otlu peyniri Balıkesir’de yapma ya da üzerine Balıkesir otlu peyniri yaz. Kars’ın, Van’ın, Siirt’in otlu peynirlerinde kullanılan otlar bile birbirinden farklıdır. Ama bunlar çok ufak düzeyde işletmeler. Onun için ‘Anadolu Kaplanları’nın bir an önce süt işine sahip çıkmaları lazım. Bunu tekstilde, unlu gıdalarda nasıl başardılarsa, yörelerinin peynirlerinde de aynı başarıyı göstermeliler. Şimdi alalım Karaman’ı; burada Türkiye’nin en güzel peynirlerinden biri yapılıyor: Ermenek tulumu. Ama Ermenek tulumu tam yağlı mı, orta yağlı mı, bunu anlaman mümkün değil. Her aile kendi peynirini kendisi yaptığı ve deri tuluma bastığı için anlayamıyorsun. Aslında laboratuarda keçi peyniri de tulum peyniri de üretebilirsin. Zaten üretiliyor da… Deri sağlığa aykırı diye plastik içine bastırılıyor. Geleneği niye reddedelim ki?

- Bence Erzincan tulumu da aynı nedenlerden can çekişiyor. Plastik bidonlara Erzincan tulumu bastırılıp satılıyor.
- Tabii bunun peynirin lezzetini etkilememesi mümkün değil. Zamanında bunlar niye tulum peyniri yapmışlar? Sütü bir an önce saklayabilmek için peynir, yoğurt yapıp çeşitli yollardan ya yoğurdu süzmüş ya deride bekletmiş, tuzlamış, kışlık yoğurt olmuş. Doğal ortamında tulum peyniri yapmışlar. Aynı şeyi küp peyniri için de geçerli. Koskocaman küp var, yarım kiloluk, birer kiloluk, ikişer kiloluk küpler içinde peynirler de. Bunu günümüz ihtiyaçlarına göre yapmamız mümkün. Adam plastik bidonda yaptığı tulum peynirini küpün içine koyup, küp peyniri diye satıyor. Hatay’da, Kayseri’de de bunu yapabiliyor. Senin tüketici olarak bunu anlaman mümkün değil. Onun için, her birinin üzerinde menşei, üreticisi, özellikleri yazıldığı, denetimler de sıklaştığı zaman, senin Avrupa’da gördüğün rafinelik er geç gelecektir. Türkiye’de hiç rafine peynir yok da değil. İyi yapılmış bir Kars gravyeri yabancı benzerlerini gölgede bırakır.

- İyisini bulabiliyor musun?
- Var. Ayrıca Avrupa’da olmayan nefis tulum peynirlerimiz var. Hijyenini kontrol ettiğin zaman iyi bir tulum peynirinin ayarında bir peynir göremiyorum Avrupa’da. Bir yabancı dostunuza bir kiloluk küp peynirini hediye götürüyorsunuz, önünde kırıp yiyorsunuz. Yabancılar bayılıyorlar. Gravyere de destek verilmesi lazım.

- Gravyer de bölgesine göre değişebiliyor; ben bir kez Trabzon gravyeri tatma fırsatını buldum. Mis gibi Trabzon yağı kokuyordu, eşsizdi.
- Mihalıç peyniri çoğu kez küçük görülen bir peynirdir Türkiye’de, tuzluymuş diye. Artık ayarlıyorlar tuzunu; çünkü ambalajlama ve saklama koşulları eskisine göre değişti. Ama üzerine hangi oranda ne sütünden yapıldığı yazılmalı. Çerkez peyniri de on yıl öncesine göre çok daha fazla tanınıyor.

PEYNİR HARİTAMIZ
- Hep konuklarımla yemek yerdim. Bugün ilk defa bir peynir dükkanında peynir tadarak sohbetimizi sürdürüyoruz. Çünkü bu kadar çeşit peyniri, senin de uyarınla, hiçbir restoranda bulamayacağımızı fark ettik. Peynir konuşurken örneğin lahmacun yemek uygun düşmeyeceği için, Cihangir’deki Antre peynir mağazasında buluştuk. Demin mağazanın sahibi arkadaşımıza ‘Çeşme’nin kopanisti peyniri var mı?’ diye sordum. ‘Zorlukla bir üretici buldum, bir kez gönderdi, arkası gelmedi. Aynı kalite ve sürekliliği sağlayamıyorum’ dedi. Ancak dört sene öncesine göre Türkiye’de artık aynı kaliteyi tutturan bir artizan peynir ikmal sistemi oluşmaya başlamış. Bu sevindirici. Senin bir hizmetin de Türkiye’nin peynir haritasını çıkarmış olman.
- Bizde başkaları nasıl yapıyor inceledim, aslında onlardan esinlendim. ‘Bizim haritaya girebilecek hangi peynirlerimiz var’ sorusuna yanıt bulmak üzere yola çıktım. Gittim, gördüm, araştırdım ve derleyip kayda geçirdim. Benim esas mesajım kendi ürünlerimize güvenmemiz gerektiği yolunda. Bizde de iyi peynirler var; belki 300 tane değil, beş on tane ama bu bir başlangıç. Standartları ortaya çıktıktan sonra çok daha gelişecek.

- Görünüşe göre umutlusun..
- Evet AB’siz de olacak bu. İş, tüketicinin bilinçlenmesinde.

- Çok teşekkür ederim, sevgili Artun. Hem bugün sohbete katıldığın için hem de Türk lezzet kültürüne yaptığın önemli katkılarından dolayı.. Antre Gourmet Shop Akarsu Cad. No: 52, Cihangir Tel:0212 292 89 72

Peynir, çok büyük bir çeşitlilikteki aroma, tat, yapı ve şekle sahip bir grup fermente süt ürünü için kullanılan genel addır.
Dünyada 1.000’den fazla peynir çeşidi vardır. Elde somut bir tarihsel kanıt olmamakla birlikte peynirin ilk kez bundan yaklaşık 8.000 yıl önce Mezopotamya veya İndus vadisinde çobanlar tarafından üretildiği sanılmaktadır.

Hayvanların ehlileştirilmesi Asya’da başlamıştır. Buradan göç ederek Avrupa’ya yerleşenler, beraberlerinde ehlileştirdikleri hayvanları da  getirmişlerdir. Avrasya’nın özellikle sütün önce tesadüfen ekşimesi ardından da bilinçli bir şekilde ekşitilmesi yoluyla peynirin ilk üretildiği bölge olduğu, Tatarlar’ın, Kırgızlar’ın, Kalmuklar’ın, Tibetliler’in ve Persler’in de Babilliler veya İbraniler’den daha önce peynirle tanışmış oldukları söylenmektedir.

Asya dışındaki coğrafyada ise İ.Ö. 5.000’de İtalya, Güney Fransa ve Kuzey Afrika’da ilk kez evcil koyun ve keçiye rastlanmaktadır. Tuna Vadisi ve Balkanlar’da yaşayan topluluklar,  İ.Ö. 4.000’de Avrupa’yı inekle tanıştırdılar.

İtalya ve Fransa’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan “süt kesiğini süzme kapları”, bu ülkelerde İ.Ö. 2.800 yıllarında ilkel peynircilik yapıldığını göstermektedir.

Türk peynirleri yemekten önce aperatif olarak, içki ile birlikte; meze olarak verilir. Batı sofralarında ise hazmettirici olarak yemek sonunda servis yapılır. Peynir, tabakta uygun büyüklükte bir parça halinde kesilerek sol eldeki ekmek lokmasının üzerine alınır ve ağza götürülür. Peyniri bıçakla kestikten sonra doğrudan doğruya çatalla ağza almak yanlıştır. Yalnız peynir lokması almak isteyen kimse, peyniri büyük, ekmeği çok küçük tutmak suretiyle yine bu şekli uygulamalıdır. Çatalla, doğrudan doğru ağıza peynir almayı mazur gösterecek bir şekil: Türk sofrası için geçerlidir. Rakı alınırken, arkasından meze olarak kullanılacak peynir parçası çatalla ağıza alınır.

http://www.cyprogurme.com/arsiv/yazi_arsiv/gurol_sahan/gurol139/gurol139.htm

Bu tartışma tadından yenmiyor!
GÜLİZAR BAKİ

Tencereler ve tavalar havada uçuşuyor. Kafalara kepçeler geçiriliyor. Etrafa yayılmış boynu bükük dolmalar, kebaplar ve künefelerde cabası. Yani mutfakta ateşli bir kavga var. Çünkü bir kısım yemek uzmanları dünyada Türk mutfağının yeterince tanınmamasına içerlemiş, kolları sıvamış ve bunun sebebini bulmuş; Türk mutfağı yeterince modern değilmiş ve yabancıların damak tadına hitap etmiyormuş! Çözümü ise deforme etmekteymiş. Bunu kabul edilemez bulan gurme ve uzmanlar ise şiddetle karşı çıkıyor. Türk yemek kültürü üzerine birçok kitap yazan Siyaset Bilimci gurme Prof. Dr. Artun Ünsal ise “Türk mutfağı zaten modern, değiştirilmesi gereken aşağılık kompleksidir.” diyor.Hep söyleye geldiğimiz, “dünyanın sayılı mutfaklarından birisiyiz” övünmesi meğer avuntudan ibaretmiş! Çünkü bu gerçeği dünyada bilen sadece bizmişiz. Buna fena halde içerleyen gurmelerimiz Türk mutfağını dünyaca tanınan modern bir mutfağa dönüştürmenin yollarını aramaktalarmış. Bunu da tek yolu Türk mutfağını ‘deforme etmek’ miş. Gazeteleri takip edenler bu -mış’lı, -miş’li cümlelerin ne anlama geldiğini anlamışlardır. Geçtiğimiz haftalarda Hürriyet gazetesi’nde geleneksel Türk mutfağını deforme etmenin gerekliliğini anlatmaya başlayan Arman Kırım, gurmeler arasında hararetli bir tartışma başlattı. Birçok gurme de bu düşünceye karşı çıktı. “Türk mutfağının asıl problemi sunumda ve lokantalarda; lezzetinde bir problem yok.” diyen bir dizi gurme, geçtiğimiz hafta gazetelerde yeterince arz-ı endam ettiler. Tartışma Türk mutfağının genel sorunlarının gündeme gelmesine vesile olmanın yanısıra ‘komplekslekslerimizi de gün yüzüne çıkardı.’ Bu tesbiti, yemek kültürü üzerine birçok kitap kaleme alan Prof. Dr. Artun Ünsal, bundan 6 yıl önce Türk peynirleri üzerine yazdığı “Süt Uyuyunca” kitabında dile getirmişti. Ünsal, büyük marketlerde görücüye çıkan Avrupa peynirlerini kapışan modern kitlenin, yüzlerce çeşit yerel peynirlere burun kıvırmasının altında yatan komplekse dikkatleri çekiyordu. Bunu da “Batı’ya öykünmek olarak” yorumluyordu. Ünsal, son haftalarda iyice kızışan modern Türk mutfağı için, geleneksel Türk mutfağının deforme edilmesi gerektiği yönündeki tartışmalara da çok kızıyor. Zira ona göre Türk mutfağı zaten sürekli bir yenilenme halinde. Çünkü Türk mutfağı ne 100 yıl, ne 50 yıl önceki ve hatta ne de 10 yıl önceki Türk mutfağı; sürekli bir değişim ve gelişim içinde. Eleştirdiği noktalardan birisi de Türk mutfağının henüz dünyada kendi varlığını tam olarak kanıtlayamamış ve kabul ettirememiş bir mutfak iken; deforme edilerek kendini kabul ettirme çabası haline girmesi. İşte bu çabayı da “Batı’ya öykünmekten başka bir şey değil” diye yorumluyor.

Gurmeler kim için yazıyor?

Ünsal; tartışmaların altında yatan asıl sebebi; Batı’daki trendleri yakından takip eden kitleye hitap eden gurmelerin bu kitlenin özentilerine cevap verebilmek olarak görüyor. Şu sıralar dünya sosyetesinde nuvel kuzin olarak adlandırılan yeni mutfak akımı ve füzyon mutfağı moda. Ve bu modayı yakından takip edenler de nuvel Fransız kuzini ya da İtalyan ve Çin mutfaklarının füzyonundan oluşan yemekler gibi bizim yemeklerimizi de aynı usulde yemek istiyor! Geleneksel lezzetlerden de vazgeçemeyen ama dünyanın gidişatına da uzak kalamayanların ‘ne yardan ne de serden geçememeleri’ çabaları bu. Ünsal, gazetelerde yemek kültürü üzerine yazılar yazan gurmelerin hitap ettiği kitleye de dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bazen acaba biz sadece zenginleri mi hitap ediyoruz diye düşünüyorum. Bunu gözümüzden kaçırıyoruz. Sanıyoruz ki biz yazdığımız zaman herkes gidiyor. Hiç Küçükçekmece’de, Üsküdar’da arka sokaklarda farklı mekanlar ve lezzetler var mı arayışına girmiyoruz. Halbuki o kadar müthiş tatlar var ki. Balıkesirde bir köyde yediğim kuzu etinin tadını hâlâ hiçbir yerde bulamıyorum mesela! Biz kendi lezzetlerimizin farkına varmaktansa dünya sosyetesinde ki modanın seyrine göre hareket ediyoruz.”

Ünsal’a göre Türk mutfağının sigortası olarak görülen evlerde, artık Türk yemek kültürü eskisi kadar yaşatılamıyor. Ünsal, özellikle büyük şehirlerde kadınların çalışmaya başlamasıyla teşrifatı bol Türk yemeklerinin yerini yapımı basit modern yemeklerin aldığı, bu nedenle de Türk mutfağının deforme edilmesi halinde tamamen yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı görüşünde. Ona göre asıl problem zaten Türk mutfağında değil restoranlarda. “Henüz sunum ritüeli oluşmuş, estetik ve şık mekanlı lokantalarımız yok.” diyor. Zaten lokanta kültürü Türkiye için yeni ve ancak 19. yy’ın sonlarına doğru bu günkü anlamıyla lokantalar varlık göstermeye başlamış. Ünsal, şimdilerde yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan lokantalar için, yemeklerin en az lezzeti kadar mekanının ve sunumunun da önemli olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle Türk lokantalarının dünyadaki örnekleriyle karşılaştırılınca sınıfta kaldığını düşünüyor. Ünsal; “Yemeklerimizin lezzeti ve güzelliği konusunda kimse laf söyleyemez. Ama biz tabağa yayılmış estetikten yoksun yemek sunumu yapıyoruz. Türk mutfağı, sunumu ve mekanı açısından zamana uymak zorunda.” diyor. Ünsal, modern ve iç açıcı bir mekanda göze hoş gelen bir sunumla getirilen, lezzeti yerinde bir kuru fasulyeye hiçbir yabancının hayır diyemeyeceğini söylüyor. Ünsal, Türk mutfağı üzerindeki bu sorunların ve belirsizliğin bitmesi için özerk bir Türk Mutfak Sanatları Akademisi’nin, devlet ve özel kuruluşların katılımıyla, bir an önce kurulması gerektiği görüşünde.

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Ramazan Bingöl: Mutfak stratejimiz yok; tartışmalar da saçma.

Geleneksel Türk mutfağının deforme edilerek modernleştirilmesi düşüncesine ilk tepki Yeni Şafak’ta yemek kültürü üzerine yazılar yazan Ramazan Bingöl’den gelmişti. Bingöl 7 Ağustos’ta köşesinde kaleme aldığı yazısında bu görüşleri saçma sapan bulduğunu dile getirmişti. “Kendi özümüzü ve kendi kültürümüzü yaşatmak varken, neden deforme etmeye çalışırız bir türlü anlamam. Bugün tüm dünyanın tanıdığı, beğendiği, benim de keyifle yediğim, ülkelerinin tanıtımına olumlu katkılar sağlayan bazı mutfaklar değişime uğrayarak mı bütün dünyanın beğenisini kazanmışlar? Yoksa kendi yerelliklerini, özgürlüklerini koruyarak mı bu duruma gelmişlerdir? Kendi lezzelerini başkaları beğensin diye değiştirip mi sumuşlardır?” şeklinde konuşan Bingöl değişme ve deforme çabalarını bir özenti olarak değerlendiriyor ve ekliyor: “Zaten köşelerinde New York’ta ya da Londra’da ünlü aşçıların yemeklerini anlatan gurmeler belli bir kesime hitap ediyorlar. Söyleyin Türkiye’de hangi vatandaş Amerika’ya gidip bu lokantada yemek yiyebilir. Zaten bu çabalar buralarda yemek yiyebilenlerin özentilerini tatmin için başlatıldı. Bence bu sorun işin ehli ve uzmanı olanların bir araya gelerek ve tabii Kültür Bakanlığı da destekleyecek, ortak karar alarak çözülebilir.”

Bingöl, Türk mutfağının dünyada tanınamamasının sebebini ise şöyle açıklıyor: “Türkiye’ye gelen turistlerin kaldığı otellerin yemekleri yabancı ustalar tarafından Çin veya Fransız usulü yapılıyor. Türk yemeği olarak sadece şiş kebap sunuluyor. Ben yurtdışında 16 Türk restoranı gezdim. Hiçbiri güzel değildi. İşinin ehli insanlar yapmıyor. Böyle olursa tabii Türk mutfağının kadri bilinmez. Bizim mutfak konusunda bir stratejimiz bile yok. Bu tartışmaları ise tamamıyla saçma sapan buluyorum. Asıl meselemiz bu değilki!”.

 

“Nuvel Kuzin’de

doymuyorum”

Nuvel Kuzin’in (Yeni Mutfak akımının) en büyük özelliği ağır malzemeden kurtulunmasıdır. Ünlü Fransız aşçı Bocuse’nin Japon süslemesinden çok etkilenmesi ile ortaya çıkan bir akım bu. Ben nuvel mutfakta hiçbir zaman doyduğumu bilmiyorum. Fahiş fiyatlara azıcık yemekler devri artık bitti. Çünkü herkes lokantaya gidince parasının karşılığını almak istiyor. Maliyetinin çok üstünde fiyatlarla çıkıyorlar. Ayrıca Fransa’da bile artık nuvel kuzin kalmadı.

Nuvel Türk kuzininin yeni ürünü; simit sarayı

Eğer mutfakta yenilik, reform deniyorsa bunu en güzel ve yerinde şimdiki simitçiler yaptı. Bizim klasik simidimiz içine kaşar, sucuk, zeytin koydular. Ve hamburgerle pizzayla savaşacak seviyeye geldiler. Tutuldu da. Yenilikse yenilik budur. İşte modernleşme, işte globalleşme. Başlı başına modern pazarlama ve sunum yöntemidir bu.

 

“Nuvel Kuzin’de doymuyorum”

Nuvel Kuzin’in (Yeni Mutfak akımının) en büyük özelliği ağır malzemeden kurtulunmasıdır. Ünlü Fransız aşçı Bocuse’nin Japon süslemesinden çok etkilenmesi ile ortaya çıkan bir akım bu. Ben nuvel mutfakta hiçbir zaman doyduğumu bilmiyorum. Fahiş fiyatlara azıcık yemekler devri artık bitti. Çünkü herkes lokantaya gidince parasının karşılığını almak istiyor. Maliyetinin çok üstünde fiyatlarla çıkıyorlar. Ayrıca Fransa’da bile artık nuvel kuzin kalmadı.

Mutfakta füzyon nedir?

Füzyon; kaynaşma, bütünleşme demek. Füzyon mutfağı da California ve Avustralya’da başladı ve yaygınlaştı. Oralara bir sürü farklı milletten insan göç etti. İtalyan, Fransız, İngiliz, Çinli geldi. Bunların mutfakaları arasında bir füzyon oluştu. Bu İngiltere’de California’da tuttu. Bizim mutfağımız zaten farklı kültürlerin de etkisi görülmüş ve gelişmiş bir mutfak. Füzyonun en güzel örneği Osmanlı mutfağı değil mi? Osmanlı topraklarında yaşamış kültürlerin hepsinden bir şeyler var mutfağımızda. Zaten füzyon olan bir mutfağı daha ne ile füzyon yapacaksın?

Kebap, Türk füzyon mutfağının bir ürünü!

Yeni Türk Mutfağı tartışmalarında hep eleştirilen ve eskide kalması gerektiği söylenen Kebap, mesela yeni Türk mutfağının bir ürünüdür. Türkiye’de 1950’lerde doğudan gelenlerle yaygınlaşmıştır. Kebap; Asya ve Arap mutfağı ile Türk mutfağının füzyonuyla oluşmuş bir yemek. Yani bu açıdan bakarsak kebap, füzyon mutfağının bir ürünüdür.

 
Sayı: 124
Bölüm: Haberler

turkuaz.zaman.com.tr

Tarih: 10.10.2005

Türk peyniri Mc Donalds’a girdi

Norveç’in başkenti Oslo yakınlarındaki Asker’de bir Türk girişimcinin ürettiği peynirler McDonals menüsüne girdi. Aile şirketi olarak kurulan Aksüt firmasının kurucusu Savaş Pakır, kendi imalathanelerinde üretilen Kybos marka Yunan usulü beyaz peyniri McDonalds’ın salata menüsüne koymayı başararak bir hayali gerçekleştirdiğini belirtti.

“Norveç’e ve Norveç insanına faydalı olmak beni çok mutlu ediyor.” diyen Pakır, “Peynir üretimini Türkiye’de öğrendim. İtalya’da da meşhur parmesan ve mozzarella peynirlerinin yapımını öğrendim. Şimdilik Türk ve Yunan usulü peynir yapıyorum ileride de İtalyan usulü peynirleri de yapacağım.” dedi.Gazetemizin sorularını cevaplandıran Pakır, hedefinin daha büyük bir fabrika kurarak Norveç’te bir marka haline gelmek olduğunu söyledi. Norveç piyasasına dışarıdan 70 milyon Kron’luk (yaklaşık 10 milyon Dolar) peynir girişi olduğunu ve bu pazardan pay almanın çok önemli olduğunu da vurgulayan Pakır, “McDonalds gibi bir kuruluşa mal vermek gerçekten zor. İmalathanemizi çok araştırdılar ve neticede evet dediler.” şeklinde konuştu.

Kendilerini McDonalds ile Norveç’in en büyük süt şirketi olan TINE’nin tanıştırdığını söyleyen Pakır, “Aksüt olarak haftada 7 ton süt işliyoruz. Hedefimiz bunu en yakın zamanda 12 tona çıkarmak. Şimdilik haftada 3 ton peynir üretiyoruz. Tüm üretimimiz Norveç’te tüketiliyor.” şeklinde konuştu.

Pakır’ın başarısını haber yapan Norveç’in çok satan gazetesi Aftenposten, aynı haberde McDonalds İletişim Müdürü Margaret Brusletto’nun da görüşlerine yer verdi. Şirketlerin daha çok tercih ettikleri hafif yiyecekler arasında salatanın en çok rağbet gören ürün olduğu ifade eden Brusletto “Menümüze peyniri almamız da iyi bir düşünce oldu ve şimdilik biz memnunuz. Aksüt’le anlaşmamıza göre yılda 30 ton beyaz peynir alacağız.” dedi. [Süleyman Çiftçi / Oslo]

 

www.gurbetport.com

 

TÜRK MUTFAĞI

 

Türkiye`nin ulusal mutfağıdır. Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Türk mutfağı hem Balkan ve Ortadoğu mutfaklarını etkilemiş hem de bu mutfaklardan etkilenmiştir. Ayrıca Türk mutfağı yörelere göre de farklılıklar gösterir. Doğu Anadolu mutfağı, Ege mutfağı, Güney mutfağı, Güneydoğu mutfağı, Karadeniz mutfağı, Marmara mutfağı, Orta Anadolu mutfağı gibi yöreler kendilerine ait zengin bir yemek haznesine sahiptirler.

Türk Mutfağında yer alan beli başlı yemek grupları : Çorbalar, Et yemekleri, Sebze yemekleri, Hamur işleri, İçecekler, Tatlılar

Çorbalar : Arabaşı, Bahçıvan Çorbası, Balık Çorba, Bamya Çorbası, Bulgur Çorbası, Börek Çorbası, Çatal Aşı, Düğün Çorbası, Ekşili Çorba, Ezogelin Çorbası, Fasülye Çorbası, Hamsi Çorbası, Hamur Çorbası, Helle Aşı, Herle çorbası, Ispanak Çorbası, İşkembe Çorbası, Karalahana Çorbası, Köylü Çorbası, Kuru Tarhana, , Mantar Çorbası, Oğmaç Çorbası, Patates Çorbası, Tandır Çorbası, Tarhana Çorbası, Tavuklu Şehriye Çorbası, Toğga (Toyga) Çorbası, Tutmaç Aşı, Yüksük Çorbası, Şafak Çorbası,  Sebze Çorbası, Yayla Çorbası, Yeşil Mercimek Çorbası

Et yemekleri :

Kebaplar:Adana Kebabı, Bahçıvan Kebabı, Buğu Kebabı, Cağ Kebabı, Çöp Kebabı, Döner, İskender kebap, Kağıt Kebabı, Koyun Kol Sarma, Kuzu Kapama, Manisa Kebabı, Orman Kebabı, Simit Kebabı, Şiş Kebabı, Tandır Kebabı, Testi Kebabı, Tokat Kebabı, Patlıcanlı Kebap, Şeftali Kebabı.

Köfteler : Akçaabat Köftesi, Bitlis Köftesi, Ciğer Sarma, Ekşili Ufak Köfte, Harput Köftesi, Hasan Paşa Köftesi, Izgara Köfte, İçli Patates Köftesi İnegöl Köfte İzmir Köfte, Kaburga Dolması, Kadınbudu Köfte, Kayseri Köftesi, Patates Köftesi, Patlıcanlı Köfte, Pirinçli Yeşil Soğanlı Et, Sarmısaklı Köfte, Sıkma Köfte, Sini Köftesi, Şiş Köfte, Terbiyeli Köfte, Yoğurtlu Bulgur Köftesi, Yoğurtlu Ufak Köfte, Yumru Köfte, Yuvarlama

Kavurmalar : Ayvalı Yahni, Ciğer tava, Elbasan Tavası, İncik Yahnisi, Sac Kavurma

Tavuk yemekleri : Çerkez Tavuğu, Tavuk Köftesi, Tavuk Şiş Kebabı, Tavuk Yahni, Saray Usulü Piliç

Güveçler : Ayvalı Tas Kebabı, Keşkek, Sebzeli Piliç Güveci, Tas Kebabı 

Sebze Yemekleri : Alinazik, Etli Taze Fasulye, Fasulye Dible (zetyinyağlı pirinçli fasulye), Hünkar Beğendi, Kabak Bayıldı, Kabak Musakka, Karnıbahar Musakka, Kıymalı Bezelye, Kıymalı Kapuska, Kış Türlüsü, Patlıcan Musakka, Sirkeli Patlıcan, Sirkeli Pırasa, Terbiyeli Etli Pırasa, Zeytinyağlı Kereviz, Zeytinyağlı Pırasa, Zeytinyağlı Taze Fasulye, Zeytinyağlı Şalgam, Zetyinyağlı Enginar, Zeytinyağlı Havuç, İmam Bayıldı, Şalgam Musakka, Zeytinyağlı Bakla, Zeytinyağlı Yer Elması, Karnıyarık, Kıymalı Ispanak, Mücver, Etli Kuru Bamya, Etli Kuru Fasulye, Güveç

Kuru Baklagil Yemekleri : Zeytinyağlı Barbunya Plaki, Etli Nohut, Mercimek Köftesi, Mercimekli Ispanak Başı, Mercimekli Kabak, Yeşil Mercimek Plaki, Pastırmalı Kuru Fasulye

Yumurta Yemekleri : Menemen (Yemek), Çılbır, Kaygana.

Salatalar : Batırık (bulgur salatası), Bostana Salatası, Cacık, Cevizli Patlıcan Salatası, Çoban Salatası, Fasulye Piyazı, Humus (Nohut Ezmesi), İskilip Sirke Salatası, Kısır, Koruk Salatası, Havuç Salatası, Lahana Salatası, Mercimek Piyazı, Patates Salatası, Patlıcan Salatası, Semizotu Piyazı, Tahinli Patlıcan Salatası, Yeşil Zeytin Piyazı, Yoğurtlu Semizotu Salatası, Antep Salatası

Dolma ve Sarmalar : Dolma, Türk mutfağında önemli yeri olan bir yemek çeşidi. 537 çeşit patlıcan yemeğinin olduğu Türk mutfağının, hemen her yörede yapılan milli yemeklerinden biridir. Hemen her sebzeden dolma yapılır.. (domates, soğan, yaprak sarma, patlıcan, kabak, gibi)

Dolma ve Sarma Türleri: Yalancı Dolma, Kuru Dolma, Damat Dolması, Ekmek Dolması, Ekşili Kış Dolması, Biber Dolması, Domates Dolması, Kabak Dolması, Kereviz Dolması, Lahana Sarması, Pırasa Sarması, Soğan Dolması, Yaprak Sarması, Şalgam Dolması, Nohutlu Patlıcan Dolması, Pekmezli Ayva Dolması, Patlıcan Dolması, Şekerli Ayva Dolması, İskilip Dolması, İskilip Yaprak Sarması, Kabak Çiçeği Dolması

Yalancı Dolma -Türk mutfağında et kullanmadan yapılan dolmalara verilen ad.

Yaprak Dolması -İçerisine Beypazarı`na özgü olarak kıyma ve diğer iç malzemeleri konur. Bunlar karıştırılarak harmanlanır. Daha sonra yöreye özgü salamura asma yaprağıyla sarılır. Sonra toprak testide, arasına et parçaları ve limon konarak pişirilir. Üzerine limon suyu sıkılarak ya da yoğurt konularak yenir.

İskilip dolması -adını Çorum`un İskilip ilçesinden alan özel gün ve toplantılarda yapılan özgün bir pilav türü. Sadece deneyimli ustalar tarafından yapılan İskilip dolması yapılışı zor ve zahmetlidir.

İskilip dolması, özellikle sünnet ve düğün davetlerinin vazgeçilmez yemeğidir. Evlerde günlük bir yemek olarak yaygınlaşmayışının en önemli nedeni yapılışındaki zorluktur.

Pilavlar : Büryan Pilavı, Dövme Pilavı, Hamsili Pilav (İçli Tava), Kabune (Etli Pilav), Kestaneli Pilav, Mevlevi Pilavı, Meyhane Pilavı, Müceddere, Bulgur Pilavı, Patlıcanlı Pilav, Perdelli Pilav, Sultan Reşat Pilavı, İstanbul Pilavı, İç Pilav, Özbek Pilavı, Şehriyeli, Güveç Aspurlu (Haspirli) Pilav, Domatesli Pirinç Pilavı, Örgülü Pilav, Firik Pilavı, Mercimek Pilavı.

Hamur İşleri :

Börekler : Alt-Üst Böreği, Bohça Böreği, Cevizli Çörek, Cizleme, Domatesli Gözleme, Etli Ekmek, Etli Pide, Fırında Tavuklu Mantı, Göbete Böreği, Hamsili Börek, Havuçlu Gözleme, Haşhaşlı Nokul, Ispanaklı Gözleme, Ispanaklı Börek, Ispanaklı Tandır Böreği, Ispanaklı Yufka Böreği, Kabak Kış Böreği, Kabaklı Yufka Böreği, Katmer, Kete, Kıymalı Gözleme, Kıymalı Yufka Böreği, Kıymalı Tandır Böreği, Lahmacun, Mantı, Mercimekli Bükme Böreği, Mercimekli Mantı, Nohutlu Ekmek, Paşa Mantısı, Peynirli Gözleme, Peynirli Pide, Peynirli Sigara Böreği, Peynirli Yufka Böreği, Pırasalı Yufka Böreği, Puf Böreği, Saçaklı Mantı, Su Böreği, Yeşil Zeytinli Çörek, Çıplak Börek (kabak böreği), Nokul.Çörek, Kek ve Pastalar : Peynirli poğaça, Üzümlü-kayısılı kek, Meyveli pasta.

Tatlılar : Baklava, Tel kadayıf, Künefe, Ekmek kadayıfı, Tulumba tatlısı, Pekmez Helvası, Peynir Helvası, İrmik Helvası, Gaziler Helvası, Kağıt Helvası, Un helvası, Güllaç, Lokma, Pişmaniye, Kemal Paşa Tatlısı, Gebol, Sütlaç, Şekerpare, Aşure, Keşkül, Muhallebi, Kazandibi, Tavuk Göğsü, Sultan Tatlısı, Kabak Tatlısı, Armut Tatlısı, Ayva Tatlısı, Baba Tatlısı, Hoşmerim, Kalbura Bastı, Kayısı Dolması, Kaymaklı Elmasiye, Bici bici, Nevzine, Portakal Peltesi, Sarığı Burma, Revani, Zerde, İncir Dolması, Lokum, Akide şekeri, Badem ezmesi, Şam tatlısı, Şöbiyet, Bülbül yuvası, Dilber dudağı Hoşaf ve Kompostolar : Elma Kompostosu, Kayısı Hoşafı, Erik Hoşafı, Vişne Hoşafı.

Ekmekler : Bazlama, Pide, Simit (yiyecek), Sıkma, Tandır ekmeği, Tayın ekmeği, Yufka, çekirdekli

Yufka, oklava ya da merdane ile açılan, yuvarlak ve ince hamur yaprağı. Un, su ve az miktarda yağ ile yapılır. Yufka ile yapılan yiyeceklere örnek olarak baklava, börek, gözleme, güllaç ve yufka ekmeği verilebilir. Yufka Ekmeği baklava, börek yapımında kullanılan gevretilmemiş yufkadan farklıdır. Oklava ile açılmış hamurun saç üzerinde gevreyene kadar hafifçe pişirilmesi ile elde edilir. Yufka ekmeğinin en önemli özelliği dayanıklı olmasıdır. Türk kültüründe yardımlaşarak bir seferde komşu ve akrabaların da katılımıyla yapılır. Yapıldığı zaman ise herkes için çok miktarda yapılır. Üst üste dizilerek katman halinde stoklanır ve üzeri örtülür. Kullanılacağı zaman üzerine su serpiştirip biraz bekletilerek yumuşaması sağlanır. Yenmeye hazır hale gelen yufka, öylece yenilebildiği gibi, dürüm olarak ya da çeşitli yemek malzemesi olarak da kullanılabilir

İçecekler :

Alkolsüz: Ayran, Boza, Çay, Kahve, Limonata, Pekmez, Salep, Şalgam suyu, Şerbet, Gül Şurubu, Mırra  Alkollü: Kımız, Rakı, Şarap

Türk peynirleri : Beyaz peynir, Kaşar peyniri,Tulum peyniri, Otlu peynir, Telli peynir, Çökelek,  Küp peyniri.

Çökelek, yağı alınmış ayranın ısıtılması sonucu ortaya çıkan yoğurt parçalarına denir. Buna hamçökelek de denir. Hamçökeleğin işleniş biçimine ve eklenen malzeme veya Baharatına göre ceşitli Çökelek türleri (Örneğin, tuzsuz ya da tuzu az olan türüne lor ya da lor peyniri denir) vardır.

Hedik, buğdayın kanatılmış hali. Anadolu köylerinde kadınlar harman sonunda buğdayları kaynatarak hedik elde ederler. Elde edilene hedikten; yarma, bulgur, düğür gibi kışlık yiyecekler elde edilir. Anadolu`da hedik, çocukların ilk diş çıkardığı zamanlarda da yapılıp komşulara dağıtılır ve hedik olarak da tüketilir.

Yarma, kaynatılmış ve kurutulmuş buğdayın dibeklerde dövülerek kabuğunun ayırt edilmesi sonucunda ortaya çıkan ürün. Anadolu`da keşkek yapımında kullanılır. Kışlık yiyecektir.

Bulgur; buğdaydan yapılan geleneksel bir Türk yiyeceğidir. Köftelik ve pilavlık olmak üzere iki çeşitte satışa sunulan bulgurdan çiğ köfte, bulgur pilavı, kısır gibi yiyecekler yapılır. Bulgur kandaki yağları düşürücü yönü olduğu bilinen posa/lif bakımından oldukça zengin bir gıdadır. Karbonhidrat değeri düşük, protein değeri yüksektir. Ayrıca bulgurda bulunan B1 vitaminleri, sinir ve sindirim sisteminde önemli rol oynamaktadır.

Düğür, bulgur`un incesine verilen addır.Kanatılmış buğday tanelerinden yani hedik`ten yapılır. Orta Anadolu`da bulgur evlerde taş değirmenlerde çekilerek düğür haline getirilir. Çorba, kısır, köfte gibi yiyeceklerde yörelere göre değerlendirilir.Cacık, yoğurt, su ve salatalık ile yapılan soğuk bir Türk yemeğidir. Sarımsak, nane, sirke, dere otu ve zeytinyağı ile zenginleştirilebilir. İçine rendelenmiş havuç ve marul katılan cacığa ise kış cacığı denir. Avrupa`da satsuki adıyla da bilinmektedir.

www.turkmeclisi.org/%3FSayfa%3DTemel-Bilgiler%26Git%3DBilgi-Goster%26Baslik%3Dturk-kulturu-ii%26Bil%3D35+t%C3%9CRK+pEYN%C4%B0RLER%C4%B0&hl=tr&ct=clnk&cd=32&gl=tr